Medyum Ecmel Hoca
Bağırsak Büyüsü Nedir?
Karın ağrısı geçmiyor ve aklınıza bağırsak büyüsü takıldıysa önce bir gastroenteroloğa görünün. Tahliller temiz çıktığı halde içiniz rahatlamıyorsa beni arayın; anlattıklarınıza göre bu işin bana düşüp düşmediğini dürüstçe söylerim.

Yayın: · Güncelleme:
Bağırsak büyüsü denince ne kastediliyor?
Bu sayfayı açan herkese ilk cümlede şunu söylemek isterim: Karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kabızlık ya da kilo kaybı yaşıyorsanız, okumaya devam etmeden önce bir hekime görünün. Bağırsak büyüsü, halk anlatılarında hayvan bağırsağı kullanılarak yapıldığı söylenen eski bir uygulamanın adıdır; ama adının sindirim sistemini çağrıştırması, her mide şikâyetinin onunla ilgili olduğu anlamına gelmez.
Köy hayatının, kurban ve kesim kültürünün yaygın olduğu dönemlerden kalma bu anlatıda, kesilen bir hayvanın iç organlarından birinin bir niyetle hazırlandığı ve saklandığı rivayet edilir. Ayrıntısını anlatmayacağım; çünkü burası bir tarif sayfası değil, ayırt etme ve sakinleştirme sayfasıdır.
Anlatılarda bu işin amacı olarak ne söylenir?
Bağırsak uzun, kıvrımlı ve düğüm düğüm bir organ olduğu için halk muhayyilesinde “dolanma”, “bağlanma” ve “içten içe çürüme” gibi anlamlar yüklenmiştir. Bu yüzden anlatılarda bu büyüye birkaç amaç bağlanır: iki kişiyi birbirine dolamak, birinin işlerini çıkmaza sokmak ve hedef alınan kişinin içini daraltmak.
Bunlar sembolik anlatımlardır. Aktarırken özellikle şunu vurgularım: Bir kişinin başına gelen her talihsizliği bu kalıba sokmak yanlış olur. Hayatın kendi düğümleri de vardır ve çoğu, açık bir konuşmayla çözülür.
Bu anlatının ilginç bir yanı da, organın kendisine yüklenen anlamın zamanla bedene taşınmasıdır. Eskiden “içi dolandı” ya da “bağırsakları düğümlendi” gibi deyimler, büyük bir üzüntüyü ya da korkuyu anlatmak için kullanılırdı. Bugün de yoğun kaygı yaşayan biri midesinde bir düğüm hisseder. Bu deyimler bize bir şey hatırlatır: Gönül ile beden arasındaki bağ çok eskiden beri bilinir ve her iç sıkıntısının dışarıdan gelen bir sebebi olmayabilir.
Ben bu yüzden bana yazan biriyle konuşurken önce onun yaşadığı yükü anlamaya çalışırım. Bir yakının kaybı, bir işin kapanması, bitmeyen bir aile gerginliği; bunların her biri bedende iz bırakabilir ve dinlenmeyi, şefkati hak eder.
Kişiyi bu arayışa yönelten sebepler
Bu adı arayanların bir kısmı kendisine yapıldığından şüphelenen kişilerdir; bir kısmı ise birine karşı içinde büyüyen bir öfkeyi, bir haksızlık duygusunu ya da karşılıksız kalmış bir sevgiyi taşır. Miras kavgaları, bozulan nişanlar, ortaklıktan çıkarılmalar bu arayışın sık görülen arka planıdır.
Bu konuda yapan bir hoca bulmak için bana yazan olursa, önce onu buraya getiren hikâyeyi dinlemek isterim. Kimin, neden, ne zamandır kırgın olduğunu konuşmak; çoğu zaman birinin canını yakmak isteyen kişinin aslında kendi yarasını sarmaya çalıştığını gösterir. Yöntemini soranların öğrenmek istediği de özünde budur: Yaşadığı haksızlık nasıl telafi edilir?
Belirtiler: önce hekim, sonra halk anlatısı
Sindirim şikâyetleri ciddiye alınması gereken şikâyetlerdir. Dışkıda kan, gece uyandıran ağrı, sebepsiz kilo kaybı, sürekli kusma ya da yüksek ateş varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. İrritabl bağırsak sendromu, gıda intoleransları, enfeksiyonlar ve stres bu şikâyetlerin en sık nedenleri arasındadır ve tedavi edilebilir.
Muayene yapılmış, tetkikler temiz çıkmış ve şikâyet sürüyorsa, halk arasında bu büyüye bağlanan işaretler konuşulmaya başlar: Kişinin içinde sürekli bir sıkışmışlık hissi, evde kimsenin bilmediği bir yerden çıkan tuhaf bir düğüm ya da paket, aile içinde sebebi bulunamayan bir kopukluk. Yine de bu işaretlerin hiçbiri tek başına ispat sayılmaz; onları ancak hikâyenin bütünüyle birlikte değerlendiririm.
Bu sayfayı okurken bilmenizi istediğim birkaç şey
Bu konuda internette dolaşan pek çok yazı, okuyanı ürküterek harekete geçirmeye çalışır. Ben bu yolu yanlış buluyorum. Korku insanın muhakemesini zayıflatır ve aceleci kararlara iter. Bir buluntu gördüyseniz paniğe kapılmayın, elinizle dağıtmaya çalışmayın; fotoğrafını alın ve sakin bir zamanda bana gösterin.
Bir de şu var: Halk anlatılarının çoğu kuşaktan kuşağa abartılarak aktarılmıştır. Anneannenizin anlattığı bir hikâye ile bugün sizin yaşadığınız şey arasında bağ kurmadan önce, bugünün koşullarına bakmak gerekir.
Sindirim sağlığı ile manevi kaygıyı birlikte taşımak
Bana yazan pek çok kişi, doktora gittiği hâlde içindeki huzursuzluğun geçmediğini söyler. Bu anlaşılır bir durumdur. Bağırsaklar stresle çok yakından bağlantılıdır; kaygı arttıkça kramplar, gaz ve hazımsızlık da artabilir. Yani kişinin “büyü mü var” diye kafa yorması bile şikâyetlerini ağırlaştırabilir. Bu kısır döngüyü kırmanın ilk yolu, tedaviyi aksatmadan sürdürmek ve zihni biraz rahatlatmaktır.
Düzenli öğünler, yeterli su, hekimin önerdiği diyet ve hafif yürüyüşler çoğu zaman beklenenden fazla rahatlama sağlar. Manevi tarafta ise namaz, dua ve Kur’an okumak insanın içini yatıştırır. İkisini birbirine rakip görmeyin; biri bedeninize, öteki gönlünüze iyi gelir. Uzun süren şikâyetlerde bir gastroenteroloji uzmanından ikinci görüş almak da hakkınızdır.
Aile içinde de bu konuyu konuşurken dikkatli olmak gerekir. Hasta olan kişiye “sana mutlaka bir şey yapılmış” demek onu yalnızlaştırır ve tedaviye olan inancını zayıflatır. Onun yerine yanında olduğunuzu hissettirin, randevularına eşlik edin, merak ettiklerini birlikte sorun.
Bozan hoca arıyorsanız: ilk konuşmamızda ne yaparız?
Bana yazdığınızda ilk sorum sağlık durumunuz olur. Doktora gidildi mi, tahliller ne dedi? Bu cevap gelmeden başka bir konuya geçmem. Ardından şikâyetin ne zaman başladığını, o dönemde hayatınızda neyin değiştiğini, kimlerle aranızın bozulduğunu dinlerim. Hiçbir iki hikâye birbirinin aynısı değildir; olayın yönünü ancak bu dinlemeden sonra görebilirim.
İlk konuşmamız için bir ücret alınmaz. Bir çalışma yapılması gerekirse neyi kapsadığını ve bedelini işe başlamadan söylerim; karar verecek olan sizsiniz. Konuyu daha geniş bir çerçevede görmek isterseniz büyü bozan hoca başlıklı yazımı okuyabilirsiniz. Hazır olduğunuzda arayın ya da bir mesaj bırakın, önce bana anlatın; dinlemek için buradayım.
Bağırsak büyüsü endişesi taşıyanlar için şifa duası
Rahatsızlık ve sıkıntı anlarında Peygamber Efendimiz’in okuduğu bilinen dua şudur: “Allâhümme rabben-nâs, ezhibil-be’s, işfi ente’ş-şâfî, lâ şifâe illâ şifâük, şifâen lâ yüğâdiru sekamâ.” Anlamı kısaca: Ey insanların Rabbi, bu derdi kaldır; şifayı veren Sensin, Senin vereceğin şifanın dışında şifa yoktur, ardında hastalık bırakmayan bir şifa ihsan et. (Buhârî, Merdâ 20; Müslim, Selâm 46)
Bu duayla birlikte Nâfi’ ismini anabilirsiniz; Nâfi’ fayda veren demektir ve ilacın da tedavinin de faydasının Allah’tan geldiğini hatırlatır. “Yâ Nâfi’, kullandığım ilaca ve gördüğüm tedaviye fayda ver” diye kendi sözlerinizle dua edebilirsiniz. Dua tedavinin yerine geçmez, onunla birlikte yürür. Okurken bir adet tutmanıza ya da belli bir sonucu beklemenize gerek yoktur; kalbinizden geçeni Rabbinize açmanız yeterlidir. Hastalığı bir imtihan, iyileşmeyi bir lütuf olarak görmek, süreci daha sabırlı taşımanıza yardım eder.
Bağırsak Büyüsü yapan hoca ya da bozan hoca arıyorsanız
Bağırsak büyüsü yapan hoca ve bağırsak büyüsü bozan hoca aramaları çoğu zaman farklı yerlerden başlar. Biri bir ilişkide ya da hayatında bir şeyin değişmesini istiyor, diğeri kendisine bir şey yapıldığından endişe ediyor. İlk görüşmede hangi soruyla geldiğinizi ayırırız. İlk görüşme ücretsizdir; sonrasında bir çalışma gerekirse kapsamını ve ücretini başlamadan açıklarım, karar sizin olur.
Türkiye’nin hangi ilinden yazarsanız yazın görüşme telefon ve WhatsApp ile aynı şekilde başlar.